Beden Algısı Bozukluğundan, Yeme Davranışı Bozukluğuna...

Geçen hafta yayınladığımız “Sosyal Medya, Beden Algısını ve Beslenmeyi Nasıl Etkiliyor?” adlı yazımızda sosyal medyanın beden algımız üzerindeki etkilerinden ve bu etkilerin sonuçlarından bahsetmiştik. Beden algısı bozukluğunun en önemli ve uzun vadeli sonucu olarak ise “Yeme Davranışı Bozukluklarının” üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda “Yeme Davranışı Bozuklukları” olarak adlandırdığımız ve psikoloji ile de yakından ilişkisi bulunan tanı grubundan bahsederek, günümüzde popülaritesini koruyan bu konuya değineceğiz!


nedir yeme davranışı bozukluğu?

Yeme Bozuklukları anoreksiya nervoza , bulimia nervoza ve son yıllarda tanımlanan tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıkların içinde yer aldığı bir tanı grubu. Bu hastalıklar genellikle ruhsal kaynaklıdır ve bedensel belirtiler ön planda gibi görünse de ciddi ruhsal sorunlarla birliktedir. İnsanların aşırı yemek yeme, kendini aşırı aç bırakma veya vücut ağırlığı ile ilgili aşırı kaygı duyma durumlarını da kapsayan, bazı sağlıksız yeme davranışlarının da bulunduğu bir rahatsızlıktır.

tipleri nelerdir?

Halk arasında çokça bilinen iki tipini yakından tanıyoruz bu bozuklukların; Anoreksiya Nervoza ve Bulimia Nervoza.

Anoreksiya Nervoza,

Düşük vücut ağırlığı ile birlikte kilo almaktan aşırı derecede korkma, zayıf kalmaya çalışma ve bozulmuş beden algısını içerir. Belirtiler genellikle ergenlik döneminde, 12-13 yaşlarında (kızlarda genellikle menstruasyon/adet görme ile birlikte) ortaya çıkmaya başlar, bazı durumlarda ergenliğin ileri yaşlarında da gözlenebilir.

Bulimia Nervoza,

Belirli aralıklarla gelen aşırı yemek yeme isteği, tıkınırcasına yeme, yemek yeme davranışı üzerindeki kontrolü kaybetme, kendini durduramama, yemek ardından bilinçsizce yemenin ardından gelen suçluluk hissi ile kişinin bağırsakları/mideyi boşaltma girişiminde bulunması (kendini kusturma, laksatif kullanımı gibi) ile karakterize bir yeme bozukluğudur. Kişi, vücut ağırlığı kaybı için çeşitli diyet ürünleri kullanabilir, kendini aç bırakabilir veya yoğun diyetler yapabilir.

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu,

Haftada en az iki kez tüketilen ve aşırı yeme davranışından sonra telafi edici davranışların eşlik etmediği, yiyeceklerin türü ve miktarı üzerindeki kontrol kaybını içeren bir sendromdur. Erken yaşta obeziteye yol açan ve diyet tedavisine reddetme ile karakterize psikopatolojik bir durumdur. Bu bozuklukta, aşırı yeme ancak bu yeme davranışını telafi etmeme, tekrarlayan aşırı yeme nöbetleri ve bu nöbetler sırasında kontrolü kaybetme hissi görülür.


beden algısı bozukluğu ile yeme davranışı bozukluğu arasında ki ilişki nedir?

Beden algısı bozukluğu olan kişiler toplumun kendilerine ve damgalanmalarına karşı tutumları nedeniyle psikolojik rahatsızlıklara daha yatkınlar. Bu yatkınlığın temelinde ise çoğunlukla sosyal medya rol oynamakta ve sonucunda, bu hastalar vücut yapılarından dolayı özgüvenlerini kaybederek yeme davranışı bozukluğuna yönelebilmekteler. Yani beden algısı ile yeme davranışı bozukluğu arasında oldukça kuvvetli bir ilişki var. Fakat her yeme davranışı bozukluğu tabi ki beden algısı bozukluğu nedenli değil tabi ki. Biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörler, genetik, dirençli olmak, mükemmeliyetçilik, zayıf kalmaya dair aşırı ısrar, obsesif tarzdaki davranış örüntüleri, zayıflığın başarı ve güzellikle eşlenmesi, erken çocukluk döneminde kilolu olmak, kendiyle ilgili olumsuz atıflar, sık sık diyet yapmak gibi nedenlerde kişileri yeme davranışı bozukluğuna iten sebepler arasında sayılabilir.


bu kişilere müdahale nasıl olmalıdır?

Öncelikle bireye, yeme bozukluğunun türüne ve belirtilerin şiddetine göre bir tedavi planı hazırlanmalı. Bu tedavi planının amacı ise; alanında uzman olan bir psikolog/psikiyatrist ve diyetisyen ile multidisipliner bir çalışma anlayışı benimseyerek kişinin yemek yeme örüntüsünü düzene koymak, kilo alımı ve beden algısı ile ilgili inancını araştırmak, düşünce-duygu-davranıs arasında bağı kurmak ve en önemlisi beden algısı üzerinde olumlu bir algı oluşturmak olmalıdır. Uzman bir psikolog/psikiyatrist tarafından bu konuda kişiye uygulanan terapilerin yanı sıra, diyetisyen ve psikoloğun/psikaytristin görüşleri ile birlikte kişinin ailesinin de tedavi sürecine desteği istenebilir çünkü aile desteği tedavinin işlevselliğini arttıran önemli unsurlardan biri. Bir diyetisyenin tek başına yeme davranışı bozukluğu olan bir hastaya diyet uygulaması veya tedavisi uygulamaması gerektiğini, muhakkak kişiyi bir psikoloğa/psikiyatriste yönlendirmesi ve eğer diyet süreci başlanacak ise yönlendirilen kişi ile iletişim halinde olması gerektiğini unutmamalıyız.

71 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör